pufidik

Durum: 340 - 0 - 0 - 0 - 14.06.2024 03:24

Puan: 8280 - Sözlük Kezbanı

Live Seviyesi: Yayıncı

7 yıl önce kayıt oldu. 9.Nesil Editör.

"...kafan iyiyken, bir kral olursun , bir diktatör, bir tanrı veya dünyanın efendisi..." (Ime Prezakias - Roza Eskenazi)
  • /
  • 17

eşcinsel olmaktan korkmak

valla benim de heterolara saygım sonsuz. yanlış anlaşılmasın. her türlü şeye de sıcak bakıyorum ama benim de aklıma hetero ilişkiler geliyor nasıl korkuyorum, içim geçiyor, kusacak gibi oluyorum. böyle anormal şeyler olamazzz! bir de bana diyorlar ki fazla güneşte kalırsan hetero olursun. o nedenle hep temkinliyimdir. çok korkuyorum hetero olacağım diye! tedavisini yapanlar da varmış gerçi ama ne bileyim sonra dışlanırım falan. şey de var..yani heterolar gibi başlık açıp, yorum yapmak çok feci. ***

tersine dünya

şöyle bir diyaloğu içinde barındıran, kadınların durmadan erkeklere asıldığı epey komik bir film.

"- kimdi o palabıyıklı herif?
- lakabı da palabıyık..komşu..babamla aralarından su sızmaz.
- ne hoş, ne gür bıyıkları vardı herifin öyle be!
- hoşuna mı gitti?
- ufff. çok hoşuma gitti namussuzum.
- o da seni beğenmiş.
- sahi mi?
- şerefsizim ki.
- eee madem öyle buluşalım! yap şu işi ulan, yap şu işi namussuzum ihya ederim seni!
- tamam oldu bil.
- hadi hemen şimdi git yap.
- şimdi mi?
- oo hala konuşuyor hadi fırla fırla fırla .."*

filmin tamamı yüklenmiş.

the prodigy

dans, elektronik, rave gibi müzik türlerinin geniş kitlelere ulaşmasında büyük payları vardır. efsane danslarıyla izleyenleri dumura uğratan ve fıstık yeşili saçlara sahip vokalisti (bkz:keith flint) 2019 yılında hayatını kaybetmiştir.

voodoo people (2008 - v festival)


(fuck'em and) their law (russia)


no good


(1996 - the phoenix festival full concert)

tükiye insan hakları ve eşitlik kurumu

kısaltılmış haliyle tihek olarak geçiyor. kamu kurumu oluyor.

bakalım kendileri neler yapmış ve düzenledikleri etkinliklerde neler denmiş?

"tihek'in düzenlediği bir etkinlikte konuşan bir profesör "lgbt vb hayasızlıklar insan fıtratını, neslini ve aileyi yok etmeye yönelik girişimlerdir. kilise ve havranın da karşı olacağını düşündüğüm bu hayasızlıklarla, gerekirse birlikte mücadele edilmelidir"

https://t24.com.tr/haber/turkiye-insan-h...

bu konuşmayı yapan profesör orhan çekerin sözleri kurumun resmi twitter sayfasında da paylaşılmış.
http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turki...
http://www.krttv.com.tr/gundem/turkiye-i...

malum tweet halen duruyor: https://twitter.com/tihek_kurumsal/statu...

resmi sitesi: https://www.tihek.gov.tr/

tihek hakkında diğer haberler ve raporlar:

"bakan yardımcısı ayrımcılık ve nefret suçları ile etkin mücadele edildiğini öne sürse de ayrımcılıkla mücadele ile görevli türkiye insan hakları ve eşitlik kurumu kanununda cinsel yönelim, cinsiyet kimliği ifadeleri yer almıyor. korunan kategoriler arasında “ve benzeri” ibaresi de yok. tihek’e lgbti+’ların başvuruları reddediliyor. tihek yetkilileri sistematik olarak lgbti+’ları hedef alan açıklamalar yapıyor. ayrımcılık ile mücadeleden sorumlu ombudsman da nefret söylemi yayıyor."
https://www.kaosgl.org/haber/turkiye-de-...

"tihek insan hakları ihlallerini meşrulaştırıyor"
https://www.kaosgl.org/haber/tihek-insan...

"ayrımcılık yasağı ve tihek raporu"
http://www.pembehayat.org/uploads/editor...

lgbti+ etkinlik yasakları

haberin içinde bahsi geçen diğer detaylar başka gazetelerde yayınlanıyor ancak aynı haberin "lgbti+" üzerine olan kısmı henüz gazetelerde görünmüyor.
(bkz:cumartesi anneleri) hakkındaki aynı içerikli başka bir haber.

"türkiye, bm’de sistematik lgbti+ etkinlik ve yürüyüş yasaklarını inkar etti. birçok şehirdeki yasaklara, ankara’da iki yılı aşan süresiz yasağa rağmen “sistematik bir yasağın olmadığını” iddia etti."

https://www.kaosgl.org/haber/turkiye-de-...

cumartesi anneleri

"bm'de devlet savunması: cumartesi anneleri'ne izin yok, çünkü turistler rahatsız oluyor"

turist olmak daha önemli olunca durum bu...

https://www.gazeteduvar.com.tr/gundem/20...

24 ocak 2020 elazığ depremi

geçmiş olsun demeye bile gerek görmeden depremler neden oluyormuş bu profesör bildirmiş. gerçekten aydınlatıcı !

" yıldız teknik üniversitesi fen-edebiyat fakültesi, insan ve toplum bilimleri bölümü’nden prof. dr. bedri gencer, elazığ’daki depremin nedenini çocuk yaştaki evlliliklerin yasaklanmasına bağladı."

https://www.gazeteduvar.com.tr/gundem/20...

24 ocak 2020 elazığ depremi

o sırada urfa'da "sanat kanalı" trt2 canlı yayın yapıyor ve ciddi sallanıyorlar. adam şiir okuyor depreme cevaben. ilginç bir ruh hali.

24 ocak 2020 elazığ depremi

depremden etkilenen bölgede yaşayanlara ve orada yakınları, sevdikleri olanlara geçmiş olsun. umarım kötü haberler gelmez. şiddeti 6,5 olarak düzeltildi. çok şiddetli bir deprem maalesef.

edit: maalesef enkaz altında kalanlardan bahsediliyor. bazı görüntüler dolanmaya başladı. afad'a göre 6,8, kandilli'ye göre 6,6 (2. revize). geç kalınmadan yardımların ulaşmasını diliyorum.

tangerine dream

tangerine dream 1967 yılında, ailesinin büyük bir kısmı naziler tarafından katledilmiş, edgar froese tarafından kurulmuş efsanevi alman elektronik müzik grubudur. türlerini tam olarak tanımlamak oldukça zor olmakla birlikte, hayranları tarafından space rock, ambient müzik, progressive rock, krautrock gibi türlerin öncü temsilcilerinden biri olarak kabul edilir. ilk başlarda deneysel çalışmaları nedeniyle salvador dali tarafından özel bir konser için davet almışladır. froese'nin teknolojiye olan merakı sonucu kendi ürettiği enstrümanların yanında müzik sıralayıcı * kullanımları ve zamanla mellotron ve moog synthesizerın yoğun kullanımı ile birlikte oldukça etkileyici çalışmalara imza atmışlardır.

şu ana kadar kaydedilmiş ve yayınlanmış 165 albümleri yer almaktadır.* 1970lerde artan popülerlikleri ile birlikte oldukça yüksek sesli ve birbirinden tamamen farklı olarak icra edilen eserlerinin yer aldığı konserleri de dikkat çekici hale gelmiştir. kimi konserlerinin tamamen karanlıkta verilmesi, kimi konserlerinde ise o dönemler için ilklerden olan lazer kullanımı topluluğun ününü pekiştiren unsurlar haline gelmiştir. 1974 yılında bir başka efsane nico ile birlikte reims katedralinde verdikleri konserde yaşanan izdiham nedeniyle, katedral yeniden kutsanmak zorunda kalmıştır. ayrıca grubun bir daha herhangi bir katolik kilisesinde konser vermesi dönemin papa’sı tarafından yasaklanmıştır.

pek çok eserleri filmlerde, televizyon dizilerinde kullanılmıştır.* vokal olan şarkı sayısı çok çok azdır. konser albümlerindeki eserler genellikle birbirine eklemlenmiş çalışmaları kapsamaktadır. 2015 yılında grubun kurucusu froese hayata veda etmiştir. grup müzik çalışmalarına halen devam etmektedir.


ricochet


stratosfear


encore


poland


pergamon


le parc (street hawk/ şahin dizi tema müziği)

sözlükte reklam yapmak

kimisi yeni başlık açarak, kimisi olan başlıkların altına çeşitli tavsiyeler içeren ve firma (veya ürün) isimleri belirtilen entrylerle kendisini gösterir. bazen dayanamayıp doğrudan linkleri de verirler. burada yer alan linklere tıklayan veya bahsi geçen sitelere giden yazarlar üzerinden gelir elde eder bu yazar(ımsı)lar. sözlüğe herhangi bir maddi katkıları yoktur. * *

onur gökhan gökçek

cake mosque olarak da bilinir. "drag queen olmak" temalı söyleşisi için.

a-ha

2010 yılındaydı sanırım, son konserlerini verip dağılmışlardı. sonra yeniden toplandılar. ilk albümlerinden take on me dışında the sun always shines on tv ve hunting high and low bunca yıl sonra bile keyifle dinlenebilmektedir. 90larda ve 2000lerde de oldukça başarılı çalışmalara imza atmışlardır. merak edenler için biraz daha video gelsin.

the sun always shines on tv


hunting high and low


cry wolf


manhattan skyline


early morning


minor earth major sky


you wanted more


keeper of the flame


butterfly butterfly


2001 oslo konserleri (live at vallhall)

yeni akit

lağım borusu* yeni akitin "“lgbti'li azgınlar”, “sapkınların sesi kaos gl”, “lut kavmi'nin torunları”, “sapkınlar”, “sapkın güruh” ve “onursuz ibnelerin yürüyüşü” ifadeleri ifade özgürlüğü sayılmış.

"küçükçekmece cumhuriyet başsavcılığı, “onursuz ibneler” nefret dolu ifadeleri “eleştiri” kapsamında değerlendirdi. aşağılama suçunun işlenmediğini iddia eden savcılık, kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi."

https://www.kaosgl.org/haber/savciliga-g...

robbie williams

80lerde ve 90larda epey popüler olan take that isimli grubun üyesiyken, uyuşturucu bağımlılığı ve sorumsuz hareketleri nedeniyle gruptan ayrılmak zorunda kalmıştır. kendisine fazla bir şans tanınmazken oldukça başarılı kariyeri olmuş ancak ingiltere ve avrupa'nın aksine amerika'da popülerliği fazla değildir. 2000lerde yüzbinlerce kişiye verdiği konserler dizisi bulunmaktadır.

kemiklerine kadar striptiz yaptığı rock dj video klibi dünyanın pek çok yerinde doğrudan sünsürlenmiştir. let me entertain you * benim favorim olmakta.

rock dj


let me entertain you


let me entertain you (leeds 2006)

istanbul büyükşehir belediyesi

cinsel yönelimi nedeniyle işinden olan erkan altay konusunda sessizlik devam ediyor.

"işe iadem için söz verildi ancak tutulmadı"

https://t24.com.tr/haber/ibb-den-atilan-...
https://www.haber.com/yasam/ibb-deki-isi...

evrimparis

#326120 nolu entrysinde tahminen siyasi görüşünü beğenmediği * bir kişi hakkında "yunan tohumu olmak isteyen şahıs" diye bir yorumunu gördüm. daha öncesinden hitlere övgülerini sunduğu bir başlık da açmış bu yazar. (bkz:hitlere şükretmemiz gerekiyor) ironik olarak homojen dergide de "ayrımcılık ve nefret suçu" diye yazı yazmış. yazısında bu sözlükte neden bu tip entryler girdiğini de anlatsaymış, nefret suçunun örneklenmesi açısından daha açıklayıcı olurmuş.

ayrıca (bkz:nefret suçları)

eryaman lgbt olayları

ilgili tarihlerde çetelerin saldırıları ile ilgili olarak yaşanılanların bir kısmı da insan hakları izleme örgütünün 2008 yılında yayınladığı raporda yer almaktadır. "balyoz timi" olarak geçen o bölümü ve ankara'daki çete saldırıları ile ilgili olan kısmı kopyalıyorum. raporun tümünü indirerek okumanızı öneririm.

https://www.hrw.org/reports/2008/turkey0...

c. balyoz timi

ankara’da yaşayan birçok travesti ve transseksüel insan hakları izleme örgütü’ne verdikleri ifadelerde kendilerini “balyoz timi” adındaki gizemli birlikten olduğunu söyleyen sivil polislerle yaşadıkları deneyimleri anlattılar. alınan bilgilere göre bu tim ankara’daki farklı bölgeleri, özellikle merkezi seks işçilerinden olduğu gibi travesti ve transseksüellerden de temizlemek üzere emir almış. bu timin elemanları travesti ve transseksüelleri kurban olarak seçmiş ve hakaret ederek gözdağı vermiş—transseksüel bir seks işçisi olan bahar bize şöyle iade verdi: “bize sürekli ‘ibne’, ‘top’ diye hitap ediyorlar; ‘g..verensiniz’ diyorlar.insan hakları izleme örgütü’ne 2001 yılına kadar giden, bu tim tarafından yapılan tacizler rapor edildi. kurbanların hikayeleri ise şehirdeki travesti ve transseksüel vatandaşları bugün hala taciz etmeye devam ettiklerini gösteriyor. bir transseksüel olan fulden 2002’de bir gün, arabamı satmıştım ve oradan gelen parayla yaşıyordum. o dönem fuhuş yapmıyordum, gündüz sokaktan geçiyordum. yanımda bir taksi durdu ama şoförün tipini beğenmedim, yanımda da çok fazla nakit vardı. bu yüzden tereddüt ettim. yakınımda sivil polisler vardı, şoförle konuştuğumu gördüler— ve beni durdurdular. telsizleriyle konuşuyorlardı ve balyoz adı geçiyordu. bir grup polis üzerime geldi, kaç tane olduklarını bilmiyorum. kafama ve vücuduma coplarla vurdular, arabaya atıp karakoldaki ‘ahlak masası’na götürdüler. kayıtlarında adım yoktu—çünkü pembe nüfus cüzdanı almadan önceki adımla kayıtlarım vardı. yeni adımla, fotoğrafımla ve parmak izlerimle beni fahişe olarak kaydettiler.

deniz, balyoz kuvvetlerinin yerel çetelerle nasıl işbirliği içinde çalıştığını anlatıyor: 2003 yazının başlarıydı. kendisi de bir travesti olan ev arkadaşımla sokakta müşteri bekliyorduk. önümüzde içi erkekle dolu bir araba durdu. psikopat gibiydiler, yüzlerinde yara izleri vardı. dört kişiydiler, mhp’li gibi gözüküyorlardı. 20’li yaşlarının başlarındaydılar. ellerinde bıçakları vardı ve bize arabaya binmemizi söylediler. balyoz timini yirmi metre kadar ötemizde gördük. bu adamlara da bize davrandıkları gibi davranacaklarını düşünüyorduk. ama yaklaşmadılar bile. arabaya binmek zorunda kaldık. ama 400 metre kadar bile gitmeden balyoz yolumuzu kesti. bizi karakola götüreceklerini düşünüp sevindik. bu adamların bize yapabileceklerinden daha iyi gözükmüştü. ama polis bu adamlarla selamlaştı, tek tek öpüştü. takma isimlerle birbirlerine hitap ediyorlardı, birbirlerini tanıyorlardı. bizi aynen bu adamlara geri teslim ettiler. adamlar bizi ankara’nın dışında ıssız bir yere götürdü. bize tecavüz ettiler, soydular, tüm paramızı aldılar. ve bizi orada bırakıp gittiler.

deniz ifadesinde şöyle dedi: “genelde oral seks istiyorlar ve zorla yaptırıyorlar. ama bu kez oral değildi istediği. balyoz timi beni arabamdan çıkarıp bir arka sokağa götürdü ve burada her yerime dokundu. bir yıl önceydi. ama aynı şey hala oluyor—her yerime, hatta içime dokunuyorlar.”

fulden anlatıyor, bir gece arabamda çalışıyordum ve beni [balyoz’dan bahsediyor] durdurdular. çankaya karakolu’nda üçüncü kata götürdüler ve gözlerimi siyah bir bantla bağladılar. beni nereye götürdüklerini bilmiyorum ama başka bir binaya geçmiştik. soyunmamı ama gözlerimi açmamamı söylediler—üzerime kalın hortumlarla tazyikli su sıktılar. bacaklarımı açtırdılar ve ameliyatlı bir transseksüel olduğum için vajinama basınçlı su sıktılar. büyük bir acıydı.

giray’la 2007’de konuştuğumuzda 27 yaşındaydı ve uğradığı bir saldırıyı şöyle anlatıyordu: eve gidiyordum. yanımda içinde dört kişi olan sivil bir araba belirdi. arabadan inip bana saldırdılar. tokatladılar beni. dediler ki “biz balyoz’danız—ne yapıyorsun sen?” o sırada bir minibüs geldi ve bu dört adam beni minibüse bindirip ‘ahlak polisi’ne götürdü. beni iki gün karakolda tuttular. hücrede benimle birlikte üç transseksüel daha vardı. karakolda hiçbir kayıt almamışlardı. isimlerimizi bile sormamışlardı. iki gün sonra beş polis memuru beni çıkardı ve minibüse bindirdi. minibüste bana tokat atmaya devam ettiler ve sabahın 3’ünde mamak’ta [ankara’nın bir ilçesi] bir çöplüğe attılar. oradaki askeriye’ye [mekanize piyade birliği] gittim, onlar beni eve bıraktı. bununla ilgili kavaklıdere polis karakolunda şikayette bulundum. ifade verdim. beni arayacaklarını söylediler. dört yıl oldu, hala aramadılar.

2005 yılının yazında, selay sokakta evinin yakınında yürürken dört adam ona yaklaşıp, balyoz timinden olduklarını söylediler. onu yakaladılar, bir arabaya bindirdiler ve ankara’nın gölbaşı ilçesine götürdüler. “burada bana coplarla saldırdılar. karnıma tekme atıp suratıma yumruk attılar” diye anlatıyor. selay, dayak yerken cep telefonuyla partnerini aramayı başarır. dedim ki “balyoz timin elindeyim, beni öldürüyorlar! bunun üzerine [balyoz tim üyeleri] paniklediler. birini aradığımı görünce üstümü temizlemeye çalıştılar. sonra beni arabaya bindirdiler. beni gasp büro amirliği’ne götürdüler. balyoz timin şefi—adını hatırlamıyorum—beni odasına çağırdı. arkadaşlarımın ve avukatımın beni aradığını biliyordu ve şikayetçi olmamamı istedi. “şikayetçi olursan ankara’da yaşayamazsın” dedi. bir saat boyunca konuştuk ve çok korktum. “arkadaşlarını ve avukatı ara, gelmemelerini söyle” dedi bana. ona sadece bir tek şey istediğimi söyledim. balyoz timinden bana saldıranlarla konuşmama izin vermesini. adamları çağırdı. onları karşımda görünce “bu yaptıklarınızdan sadece allah’ın ve benim haberim var. ben bir annenin kızıyım ve siz bunun cezasını çekeceksiniz. onlara küfür ettim: “allah belanızı versin.” şikayetçi olmamaya karar verdim. ... bir ifade yazdılar. okudum. arabaya kendi rızamla bindiğimi, kafamdaki yaranın başımı kazara cama vurduğum için olduğunu yazdılar. balyoz timindekiler travesti ve transseksüellere yaptıkları saldırılarla ünlü. sürekli beni tekrar alacakları korkusuyla yaşadım.

2003’te başbakanlık insan hakları başkanlığı insan hakları izleme örgütüne yaptığı açıklamada “tüm ülkedeki emniyet güçleri dahilinde balyoz adında bir tim bulunmamaktadır. insanlar gayrı resmi olarak gruplaşabilir, bir tim oluşturabilir. ama böyle yapsalar bile adına balyoz diyeceklerini sanmıyorum” diyerek balyoz timin varlığını inkar etti.

e. müşteri şiddeti, çeteler ve cezasız kalan suçlar

.... ankara’da eryaman ve dikmen mahallelerinde 2004 ile 2007 yılları arasında çeteler sistematik olarak travesti ve transseksüel kadınlara saldırdı. her iki mahallede de saldırılar benzerdi: özel araçlarda kimliği belirsiz adamlar o bölgede seks işçiliği yapan travesti ve transseksüel kadınları taciz etti, dövdü ve onlara tecavüz etti. dikmen’deki saldırılar 2004 ile 2005 yılları arasında gerçekleşti; eryaman’da olanlar ise nisan 2006’da başladı ve aralık 2007’ye kadar devam etti. bu mahallelerdeki travesti ve transseksüeller ne zaman yeşil bir ford taurus veya beyaz bir araba görseler kaçmaları gerektiğini öğrendiler. ayrıca eryaman’daki saldırganların ocak 2007’de esat mahallesinde saldırılar düzenlemeye başladıklarına dair haber aldık.

deniz 2004 yazında dikmen’de başına gelenleri anlattı; hikayesini anlatırken titriyordu: otostop çekiyordum. iki adam yürüyerek yanıma geldi. beyaz bir araba arkamdan gelerek yanımda durdu. kaçmaya çalıştım, ama bana doğru yürüyerek gelen adamlar tarafından durduruldum. bir tanesinin elinde ustura vardı, diğerinde ise metal bir çubuk. elinde bıçak olan adam bir eliyle saçımı tutarken diğer eliyle de bıçağı boğazıma dayadı. elinde metal çubuk olan adam bana vurmaya başladı; omuzlarıma vurdu. beni zorla arabaya soktular. donakalmıştım.

adamlar [toplam üç adam] beni dikmen’de ıssız bir otoparka götürdüler. adamlardan bir tanesi usturasıyla yüzümü okşuyordu, sonra bir tutam saçımı aldı ve kesti. adamlardan ikisi—usturalı olan ve metal çubuk taşıyan—benimle seks yapmak istediler, ama arabayı kullanan, “ona dokunmayın” dedi. o adam [şoför] beni 100 metre ileriye götürdü ve diğerleri arabada beklerken bana tecavüz etti. orada dört ya da beş saat kaldık. bir sürü hap yuttuklarından hapların etkisini bekliyorlardı. beni öldüreceklerini sanıyordum. ölmek istemediğimden otostop çektiğim yere beni geri götürsünler diye içlerinden bir tanesiyle aşk oyunları oynamaya başladım. gerçekten de beni oraya geri bıraktılar.

eryaman’da olan olaylar da buna benzer. ceren, 37, ve bahar, 40, diğerleriyle beraber taciz ve saldırılara maruz kaldılar. bahar, “sürekli ‘ibne, seni öldüreceğiz; burada çalışamazsın, ibne, öleceksin,’ dediler” diye anlatıyor. ceren nisan 2006’da ilk kez saldırıya uğradığında “kaçtım ve evime gittim. bunun normal olduğunu düşündüm” diye ifade etti. ilkinden hemen hemen iki hafta sonra başına ikinci saldırı geldi: “bahar’la birlikte arabada yeşil ışığın yanmasını bekliyorduk. yanımızda yine aynı adamların olduğu bir araba durdu, havaya ateş açtılar ve bize taş attılar. bu kez şehit osman aycı polis karakoluna gittim. ifademle birlikte kullandıkları arabanın plaka numarasını verdim. bu konuyu araştıracaklarını söyleyip beni eve yolladılar.” polis bu konuda ceren’i şimdiye kadar hiç aramadı.

bahar o zamanı şöyle aktarıyor, “[durum] öyle bir noktaya geldi ki sürekli taciz edildiğimizden gruplar halinde arabalarda dolaşmaya başladık. saldırıya uğradığımızda [polise] şikayetçi oluyorduk ve araba plaka numaralarını veriyorduk—ama sonra polis konuyu araştırmıyordu.” “sonunda bu saldırganlarla yüzleşmeye karar verdik” diyor ceren. “bize oradan gitmemiz gerektiğini ve kendilerine 5 milyon türk lirası vermemizi söylediler.” ocak 2007’de, deniz, 41, mine, 26, ve selay, 34, ankara’nın esat mahallesi’nde bir çetenin saldırılarına maruz kaldılar. bağlar’da otostop çekiyorduk [esat mahallesi’nde birçok travesti ve transseksüel seks işçisinin çalıştığı bir cadde]. önümüzde yeşil bir ford durdu—gri bir opel vectra bizi takip ediyordu. aniden dokuz on adam arabalardan çıktı. ellerinde bıçaklar vardı ve bize saldırmaya başladılar. biz [deniz ve mine] yakınlardaki bir restorana koştuk; selay diğer tarafa kaçtı. benim peşimde iki adam vardı. omzuma sopa gibi bir şeyle vurdular. yere düştüm ve arkamı döndüğümde bir copun üzerime savrulmakta olduğunu gördüm. bir kere de kafama vurduktan sonra kaçtılar. ayağa kalktım ve mine’yle selay’ı aramaya koyuldum. mine’yi gördüğümde bacağı kanıyordu. bacağını makasla kesmişlerdi.

pembe hayat’ın avukatlarından olan senem bize şöyle dedi: “telefon hep çalıyor, telefonun hep çalması her zaman kötü haber demektir”. 2007’nin başında dikmen çetesinin üyesi olmaktan ve birkaç polis memurunu öldürmekten dört kişi tutuklandı. buna rağmen, travesti ve transseksüellere yaptıkları saldırılar konusunda kendilerine soruşturma açılmadı. bu dava, travesti ve transseksüelleri kaçıran, paralarını çalan, yaralayan ve tehdit eden adamlara karşı açılan esat davası gibi halen devam etmektedir.

pembe hayat nisan 2006’da bahar’ın arabasına zarar vermekle suçlanan bir grup adama karşı dava açtı. bu dava bahar’ın lehine sonuçlandı. fakat ceren’e yapılan saldırılarla ilgili olarak yetkililer hiçbir dava açmadılar. “yeni saldırılar devam ediyor,” diye anlatıyor senem. anlatımlara göre, şikâyetlerden çok azı suç duyurusuyla veya mahkûmiyetle sonuçlanıyor. deniz 2004’te tecavüze uğradıktan sonra esat polis karakolunda şikâyette bulundu. polis dört adamı tutuklasa da hepsini iki saat sonra serbest bıraktı; bu kişilere karşı hiçbir cezai işlem uygulanmadı. “ben daha karakoldan çıkmadan hepsi serbest bırakılmıştı. polis bana onları suçlamak için ellerinde yeteri kadar kanıt bulunmadığını söyledi" diye anlatıyor deniz. ayrıca bıçaklandıktan sonra da şehit osman aycı karakolunda şikâyette bulundu; polis memurlarının cevabı “eryaman’dan git” oldu. deniz çok korktuğundan temmuz 2006’da türkiye’nin doğu akdeniz kıyısındaki mersin şehrine taşındı ve orada bir sene yaşadı. mine ise bıçaklandıktan bir hafta sonra, çankaya karakoluna gidip ifadesini verdi. saldırganlar halen yakalanmadı.

travesti ve transseksüeller şiddete uğradıktan sonra adaletin yerini bulmasının çok az olduğunu savunuyorlar ve bazen kurbanların sanık haline düştüklerini belirtiyorlar.

giray, insan hakları izleme örgütü araştırmacılarına 2005’in sonlarına doğru hoşdere caddesi’nden iki müşteri alıp evine götürdükten sonra, bu kişilerin saldırısına uğradığını anlattı. “yatağa yatmamı söylediler. yatakta olan adam göğüslerimi okşamaya başladı; sonra boğazımı sıktı ve ağzımı tıkadı. diğeri beni zaptedip, ‘keselim bunu,’ dedi. beni karnımdan bıçakladılar.” giray’ın ev arkadaşı daria boğuşma sesleri duyunca yardım etmek üzere içeri girdi: giray yaralarının iyileşmesi için ameliyat olduktan sonra dört gün hastanede kaldı. olaydan üç gün sonra polis şüphelileri yakaladı ve giray içlerinden bir tanesini tanıdı. ilk duruşma kasım 2006’da gerçekleşti. giray duruşma sırasında saldırganın kendini giray’ın kadın olduğunu sanmasıyla savunduğunu anlattı; ayrıca giray’ı kendisine saldırmakla suçlamıştı. hakim giray hakkında kovuşturma açmaya karar verdi ve onu sanığa saldırmakla suçladı. her ikisi de dava sürecinde serbest bırakıldılar. dördüncü ve son duruşmanın gerçekleştiği 24 mayıs 2007’de, “ben [kasten adam yaralamadan] bir yıl hapse mahkûm edildim, o ise altı ay aldı” dedi tamamen hayal kırıklığına uğramış giray. sanığın cezası ertelendi ama giray’ınki ertelenmedi. giray’ın avukatı senem, “temyize gittik fakat bu konuda kötümseriz: galiba müvekkilimize inanmadılar,” dedi. ve şunları ekledi, “sonradan öğrendik ki ellerinde bulunan parmak izlerini kaybetmişler. kanıtlar da olması gerektiği şekilde kayıtlara geçmemiş.”temyiz aşaması halen devam ediyor.

insan hakları izleme örgütü

dünyada human rights watch olarak bilinirler. 2008 yılında türkiye'de lgbtiler üzerine ilklerden sayılabilecek "kurtuluşumuz için bize bir yasa gerek" başlıklı bir rapor yayınlamışlardır. bu hareketin kazanımlarından faydalanan, ama bir yandan kendilerini saklamaya devam edip diğer yandan lgbti+ bireyleri aşağılamaya devam edenlerden sonsuz nefret etmeye yetecek bilgiler vardır bu raporda.

rapor buradan indirilebilir.
https://www.hrw.org/reports/2008/turkey0...

futbol ve milliyetçilik

ırkçılık ve faşistlik performansı daha da ilerlemiş durumda. görmek isteyen için elbet.

trabzonspor - hrant dink'in trabzonlu katiline sahip çıkarken “ayağa kalkmayan ermeni olsun” anonsları eşlik edildi.
https://www.ntv.com.tr/turkiye/hrant-din...

amedspor'a saldırılar (sarıyer, sakaryaspor vs. )
https://www.birgun.net/haber/istanbul-sa...
https://gazetekarinca.com/2018/10/sakary...

serik (antalya) - cizrespora saldırı
https://t24.com.tr/haber/cizrespor-futbo...

sözlükte de kimilerinin onayladığı, sevindiği, üzülmediği ankara saldırısı'nı destekleyen konya'daki şeriatçı / faşist kitle (sözlükte bunu yapan faşist itlerle aynı kafadalar)
http://www.diken.com.tr/konyada-saygi-du...

siyah futbolcuya "maymun" diyen twitter fenomenleri
https://www.cnnturk.com/spor/futbol/gala...
  • /
  • 17

haluk levent

kaç defa dolandırıcılıktan içeri düşmüş birisi. her seferinde özür diliyor ve her seferinde affediliyor ve yeniden insanları tokatlamasını biliyor. o izmir marşı şovuyla yeniden ortaya çıktığında da belliydi aslında yapacakları. siyasetin yanında deprem de yardımına koştu bu adamın.
şu anda iddia edilen kız yurdu projesi, deprem yardımları gibi hassas konularda yaptıkları eğer doğruysa bu adam içeriden çıktıktan sonra artık trilyonlarla dolandırır milleti. hatta dolandırmakla kalmaz donuna kadar alır ortada bırakır tüm dünyayı. deprem nedeni ile buna güvenen yabancılar da para yağdırmıştı.
bunca şeyden sonra baktım sosyal medyada hala izmir marşını okudu diyenler bile var onu savunmak için. adam kendi dedesini bile kullanmış o marşta. gerçi o bile uydurma çıkarsa şaşırmam.
bundan sonra daha büyük oynar tahminen. nasıl olsa affediliyor. depremde ihtiyacı olanlara üzülüyor insan. yazık gerçekten..

ümit özdağ'ın tutuklanması

bu adam ve çevresindekilerinin neler yaptıkları ortada. vatan millet sakarya adı altında siyonist uşaklığı yapıyorlar. işlerine gelmeyen herkes terörist. ama ortaya döküldüğü üzere tacizciler ve eşcinsellere nonoş diye saldıranlardan oluşan bu tiplerin buradaki sevicilerinin fantezileri de böyle saldırıya uğramak olsa gerek. ne de olsa ödlekler. hadi efendilerinizin kucaklarına oturmaya yallah.

sen abdülhamit'i savundun

buraya sonradan gelmiş, işbirlikçi ittihat ve terakkili hainlerin artığı, şimdiki taliban destekçisi doğu perinçek denen homofobik itin ve onun destekçisi sahtekar itlerin önce ağızlarına çarpılan sonra bir yerlerine sürekli sokulup çıkartılan laflar aklıma geldi yine.

sırrı süreyya önder

sanal ortamda fazla sert geçinen ama sokakta eşcinsel kimliğini saklayıp kuyruğunu kıstıran, ödü patladığı için ortamda duruma göre osmanlı/muhafazakar ağzını kullanan, bir yandan askerden kaçıp diğer yandan öldürülen askerleri kendi leş görüşlerine alet ederek istismar eden, kafatasçı, zafer partili, kemalist ve benzeri oğlanları pek bir sinirlendirmiş siyasetçi.

romeo.com'un seçim anketinde afd'nin birinci parti çıkması

tanışma sitesi romeo.com’un (eski adıyla gayromeo.com'un) alman kullanıcıları arasında yaptığı seçim anketinde en popüler parti aşırı sağcı afd çıktı. kullanıcıların yaklaşık %30'u yaklaşan erken seçimlerde neo-nazilere oy vereceğini söylemiş.

şurada küçük bir analiz var:

"beyaz alman geylerin gönlünde yatan aslan: homonasyonalizm"
https://velvele.net/2025/02/11/beyaz-alm...

romeo.com'un seçim anketinde afd'nin birinci parti çıkması

bizdeki aşırı sağcı ümit özdağ ve zafer partisi destekçisi eşcinsellerden farkları yok.

ankara'da tanışılacak arkadaş listesi

başlığı listesi şeklinde düzeltir misiniz? ayrıca eliniz deymişken arkadaşının nickini de 15 temmuz şehitler köprüsü yaparsanız sevinirim kolay gelsin.

ankara

ulu tengrinin istirahatgahı olmadı haricinde bir numarası yok.bşr birde belki anadolu medeniyetler müzesi

hani

mükemmel bir sese sahip vokalist.

hani-gulbarin

yalnıztanrı

genç birinin yaşlı biriyle ilişki yaşaması, yaşlı birinin genç biriyle beraber olması neden ahlaksızlık, sapkınlık olsun yahu, kafan mı güzel senin. şu hetero kafanı bir kenara bırak diyeceğim ama yaş farkı olan ilişkileri artık onlar da ahlaksızlık olarak görmüyorlar. ortam ortam diyerek ötekileştirdiğin ve pislik olarak nitelendirdiğin eşcinsel ilişkilerde kaçırdığın bir nokta da yetişkin insanların kendi iradesi ile yaşadıkları ilişkiler. valla haklısın, çok zorladım kendimi ama dediğin gibi seni sevmek ve aynı alanı paylaşıp seni kabul etmek gerçekten zor. bu sözlüğe saçtığın homofobinin artık sabredilir bir yanı kalmadı, herkesin bir tahammül limiti var, kusura bakma.

Toplam entry sayısı: 340

18 eylül 2022 büyük aile buluşması

cüppeli, çarşaflı cihatçı tiplerin yanında laik kesimden de faşistlerin destek verdiği ve başta yeni şafak olmak üzere aşırı sağcı yayın kuruluşlarının açıkça propagandasını yaptığı tehlikeli miting.

mitingin en önemli propagandisti lgbtye resmen savaş açmış durumda olan yeni şafak gazetesinden ersin çelik.
bu adamın twitter hesabında hemen hemen her saat lgbt karşıtı tweet mesajı görülmekte. son zamanlarda köşe yazılarının neredeyse tamamı bu konuda. trump, putin gibi aşırı sağcı liderlere de övgüler yağdırıp, onları örnek gösteriyor lgbt düşmanlığı konusunda.
https://twitter.com/ersinceliq?ref_src=t...

ikinici isim milat gazetesinden özlem doğan isimli ırkçı ve cihatçı bir kadın. lgbtye karşı tüm dünya ayaklanmalı gibisinden mesajlar atıp, açıkça lgbtleri hedef gösteren birisi. kendisine katılmayan muhafazakarlara bile hakaretler yağdırıp hedef gösteriyor. son zamanlarda iktidar ile birlikte uçak gezilerine katıldığı da söyleniyor. avrupa'da hem lgbt hem de islam düşmanı olan aşırı sağcı gruplarının lgbt bayrağının üzerinde tepinmelerini içeren video paylaştı bugün. lgbt bayrağı üzerinde yürüyorlar diye heyecanla paylaştığı ve aslında müslümanlara da düşmanı olan kişilerin hazırladığı video:
https://twitter.com/ozlemdogan_/status/1...


şefika nur çiftçi isimli bir başka fanatik dinci kadın daha var. ersin çelik ile birlikte hazırladığı ve lgbtleri "hasta" olarak gösteren ve youtube'da haklı olarak nefret içerikli bulunmasından dolayı yasaklanan videonun baş sorumlusu.

https://twitter.com/sefikaaanur

gelelim bu mitingi destekleyen dinci / cihatçı olmayan tayfaya.

çalıştığı her üniversiteden kovulan, hayatı boyunca dönekliği ve ahlaksızlığı ile meşhur, liberal geçinen homofobik ve kadın düşmanı aşırı sağcı faşist atilla yayla denen artık yaşı iyice ilerlemiş profesörümsü yazar.

kendisi yukarıda bahsettiğim ersin çelik'in hemen hemen tüm yazılarını son zamanlarda paylaşmış, gülşen gibi sanatçıların lgbt bayrağını açması karşısında kudurmuş bir şekilde mesajlar atmıştır. daha önce bir programda eşcinsellikten kuş kadar beyni ile bahsederken ağzından kaçırdığı "kadınlaşma sorunu" lafı ile kadın düşmanlığını da ortaya saçan bu iktidar yalakası aşırı sağcı adam en son "homoseksüelliğin açmazları" başlıklı cehalet abidesi rezil kepaze bir yazı yazdı ve eşcinselleri asalak olarak niteledi. bu yazı kendilerini çok özgürlükçü olarak satan liberal düşünce topluluğuna bağlı bir dergide yayınlandı. kendisi bu gösteriyi en başından beri açıkça destekliyor ve davet mesajlarına katılıyor. daha önceleri de özellikle lgbt haklarının gündem olduğu dönemlerde trans bireyleri aşağılayan, eşcinselliğin sapıklık ve hastalık olduğunun altını çizen iğrenç mesajlar atmıştır. lgbt karşıtlığının tavan yapması ile de bu fırsatı kullanarak kendi hesabında hiç durmadan bu tip yazıları paylaşmaktadır. .

kendisini tanıyanların anlattığına göre bir zamanlar popüler olmak için eşcinsel haklarına destek verirken, o grupların kendisi gibilerinden çok haklı olarak uzak durması sonucu gerçek yüzünü gösterip düşük kapasitesi ile yazdığı yazısı burada.
https://hurfikirler.com/homoseksuelligin...

twitter hesabında ise sürekli olarak lgbt düşmanlığı içeren paylaşımlar görülebiliyor veya o sitelere beğeni atıyor.
https://twitter.com/atilla_yayla


daha önce istanbul sözleşmesine de karşı çıkan cumhuriyet kadınları derneği başkanı ağır homofobik ve kadın hakları düşmanı * * tülin oygür: bu tehlikeri mitinge destek olmak amacı ile attığı tweet şu şekilde:
"çocuklarımızı, kadınımızı, aile yapımızı ve sonuçta bağımsız türkiye cumhuriyeti’ni yeniden ayağa kaldırma mücadelemizi hedef alan lgbt saldırısına karşı fikirde birlik ve mücadele platformunun düzenlediği büyük aile buluşmasında yerimizi alacağız.
bu oyunu milletçe bozacağız!"

https://twitter.com/Drtulinoygur/status/...

atilla yaylanın da retweet ettiği aynı faşist kadından başka bir tweet.
"lgbt’nin insanlığı tehdit eden gerçek yüzünü anlatma mücadelesi içindeyiz. bu mücadele siyasi eğilimlerin veya dünya görüşünün çok dışındadır.
milletçe kenetlenerek #lgbtdayatması nı def edeceğiz"
https://twitter.com/Drtulinoygur/status/...


meltem ayvalı (homofobik doğu perinçek'in vatan partisi genel başkan yardımcısı)
"lgbti dayatmasına dur diyen herkesi büyük aile buluşması'na davet ediyoruz.

çocuklarımızı istismardan, gençliği yozlaşmadan, kadını değersizleşmekten kurtarmak için hep birlikte orada olacağız.
aileye sahip çıkacağız, mutlu yarınları kuracağız.
haydi anne babalar, mücadeleye!

https://twitter.com/MeltemAyvali/status/...

sürekli din değiştiren tuğçe kazaz daha önce başka bir miting ile bu işi gündeme getirmişti onu da unutmayalım.

https://www.takvim.com.tr/magazin/2022/0...


ek: bu tehlikeli mitingi düzenleyen fikirde birlik ve mücadele platformu'nun linkini eklemeyi unutmuşum. kafayı lgbt ile bozmuş ersin çelik ve ekibi başı çekmekte burada. yeni şafak'ın çıldırmış bir şekilde paylaşım yaptığı tanıtım videosu da burada. videoda bu tehlikeli mitingi açıkça destekleyen oyuncular, gazeteciler isim isim yer alıyor. bunun dışında devleti temsil eden kurumların başındakilerinin, çeşitli cihatçıların yanında laik kesimden de destekçilerin de miting ile ilgili videoları/haberleri da burada.
https://twitter.com/Fikirde_Birlik

10 nisan 2020 sokağa çıkma yasağı

son 1 aydır bu saatlerde duymadığım kadar fazla araba sesi var şu an. dışarıdakiler evlerine mi dönüyor acaba?

olmayan maske, kolonya dağıtımı falan da böylece sona erecek gibi. gerek yok zaten. bizi herkes kıskanıyor malum.

bu arada bundan 1,5 ay önce önlem alın, yoksa durum ciddileşir diyenlere terörist diyen mhp-akpliler ve yalakaları hakkında işlem yapılmasını bekleyen? *

ermeni soykırımı

bilmeyenler için "tehcir" zaten soykırım politikasının parçasıdır. herhangi bir etnik kimliğe veya dini aidiyete sahip olan kişilerin toplanıp sürülmesi politikasıdır. bu arada sözcük olarak soykırım 1930lara denk gelmekle birlikte, o ibarede ermenilere atıf zaten vardır. ancak sorun bu değildir. geçmişe uygulanamaz diyen çok bilmişlerin mesela sen kızılderililere yaptığına bak dediği anda zaten geçmişe uygulanabilirliğini kabul ediyor olmaları sorundur.

türkiye yıllarca bunu bile konuşmamış, yasaklamıştır. 80lerden sonra içeride saklayamayacak hale gelince doğuda ayaklanan hainler hikayesi sonucunda tehcir ettik ama bakın istanbul'dakileri tuttuk yani hepsini öldürmedik (yani kestik de o kadar değil) minvalinde hikayeler dolaşıma sokulmuştur . işte ne yapacaksın 4-5 bin sivil yanlışlıkla ölmüş olabilir denmiştir. sonra o rakam devletin resmi ağızlarında 90larda 400- 500 bin olmuştur ve son zamanlarda devletin resmi tarihçisi murat bardakçı gibilerinin bile itiraf ettiği o korkunç rakamlar telaffuz edilmiştir. devlet ağzından taziye içerikli sözcükler çıkmıştır buna bile kıyamet kopartılmıştır. hatta bu konuda en çok engel koyan chp temsilcisi çıkıp pişkin pişkin geç bile kalındı demiştir. ve bu arada başka neler ortaya çıkmıştır? ankara, bursa, izmit, edirne gibi "doğu"da olmayan yerlerden de sürülen ve yok edilen insanların varlığı ortalara dökülmüştür. yahu hani güvenlik falan vardı ne iş diye soran olmamıştır. ayrıca arada süryaniler, keldaniler, rumlar vs. de kılıçların tadına bakıvermişlerdir. süryaniler ne zaman ayaklanmıştı acep diye soran var mı? şurada bir kısım ırkçı yorum yapanlar süryani kimdir bilir mi mesela? 1890lardaki katliamlar neyin nesidir diye soran var mı? taşnaklar diye yatıp kalkanlar bilir mi ki mustafa kemal'in de üyesi olduğu ittihat ve terakki'nin parlamentodaki ortağı taşnak partisidir. bunlar resmi bilgilerdir.

bir de başka bir hikaye var ki asıl bela, daha doğrusu rezalet odur zaten. mal mülklerin yağmalanmasıdır bu hikaye. 2010larda bu bilgiler ayyuka çıkınca suçu sadece ve işlerine geldiği için büyük bir zevkle apar topar "barbar" kürtlere atmaya başlamıştır bir kesim. yani aslında kabul etmeye başlanmıştır ama suçu kime atacağız paniği patlak vermiştir. kürtlerin bir kısmı sorumludur ama aslında herkes bilir ki muhacirler, özellikle de kafkas muhacirleri ve çerkesler son derece aktif olarak bu yapılanlara katılmışlardır. hazıra konan mallardır, konaklardır, ev eşyalarıdır. hele hele istanbul'da mal mülk paylaşımı konusunda dönen dolapların haddi hesabı yoktur. sonra ne mi olmuştur? binlerce yıllık yerleşik kültüre ait üretim yapısı böyle el değiştirince ekonomik üretimin hali halen bu durumdadır bu ülkede varın siz düşünün durumu.

doğu hristiyanlığının ortadan kaldırılması ve yeni kurulan sünni-türk devletinin ekonomik altyapısının oluşturulması politikası elbette sadece türkiye'ye yıkılamaz. ama sorumluluğun önemli bir kısmının burada olduğu ortadadır. rusya, japonya, hindistan gibi ülkeler de dahil olmak üzere bütün dünya ülkeleri soykırımı çok iyi biliyorlar. ancak kişisel görüşüm olarak abd gibi ülkelerin yasa tasarısını şantaj olarak kullanarak geçirmesini garip bulmaktayım. gariptir çünkü zaten buradan katliamlarda kurtulan yetimler vs. hepsine yardım eden kuruluşların başında genelde amerikalılar, fransizlar, ruslar bulunmaktadır. fotoğraflar vs. her türlü kayıt kuyut vardır. bunca yıldır niye sustunuz diye soran çok insan vardır. gerçi eski abd başkanlarından reagan zaten soykırım demiştir 80lerde ve sonrasında ne olmuştur? gariptir çünkü türkiye ismet inönü döneminde tazminat da ödemiştir abdye. bu tazminat konusu atatürk döneminde de konuşulmuştur vs. vs. inkarcılar bu hikayeyi de yakınlarda öğrenince kullanmaya kalkmışlardır ama o iş öyle onların bildiği gibi olmadığı için sonrasında susmayı tercih etmişlerdir.

her neyse osmanlının ulus devlete geçiş yaptığı 1923 sonrası, ülkede oranı yüzde 3 lere düşen gayrimüslimlere neler olmuştur?: 1934 trakya pogromu, 1942 varlık vergisi, 1955 istanbul pogromu, 1964 rum sürgünleri vs. vs. paylarına düşmüştür. ve yine hainler vs. hikayeleri ayyuka çıkmıştır. merak edenler bunları okuyabilir. bugün ortada ermeni dölü, rum piçi, yahudi köpeği gibi laflar sarfeden kemalistler, atatürkçüler, liberaller, demokratlar, solcular doludur ( o nedenle diğerlerine haksızlık etmemek gereklidir ırkçılık konusunda). türkiye'de bugün 2 binden daha az rum, 40 binden daha az ermeni, 20 bin civarı süryani, 15 bin civarı yahudi kalmıştır burada. içimizdeki düşman diye yaygara kopartanların düştükleri gülünç durum budur. orta asyadan geldik diyenler sonuçta burada 3-4 bin yıllık ermeni, süryani, rum vs. kültürünün de üzerine konmuştur. kiliseler camiye çevrilmiştir, ahır olarak kullanılmıştır vs. şimdilerde turistik merkez olarak tanıtılan ama ermenilerden tek kelime bahsedilmeyen, ermeni mimarisinin en ünlü eserlerinden van'daki akhtamar kilisesi'nin adı akdamar değildir - "ah tamara"'dan gelmektedir adı. pek çok ilçe adı, il adı kasaba, köy adı ermenice, rumca, süryani dilindendir. ama bu insanlar artık "yoktur".

bir de yok o ülke şuna baksın, herkes kendi geçmişine baksın hikayesi vardır. onlar iyi kötü bakıyorlar zaten. siz de bir zahmet kendi geçmişinize bakıverirseniz belki bu sayede şimdiki halinizi daha iyi anlarsınız diye bir öneride bulunayım.

toplumları ırkçılıkla, milliyetçi gazlarla yönetmek çok kolaydır. bakıyorum da, kadınlarda, lgbti üyelerinde de fazla değişim yok. zaten ezilmiş ve korkak olan bu kitlenin önemli bir kısmı bu konular açıldığında birden vatanı milleti koruyan, tarih uzmanı, yeri gelirse ırkçı birer savaşçı olarak karşımıza çıkıyor. kendi haklarını aramak gibi bir şeyi yapmayı götleri yemiyor ama onun yerine artık esamesi okunmayan zayıf bir kitleye de gerekirse saldırıyor. toplum geneli halen onu "orospu, ibne, nonoş, sapık" olarak görüyor ama o kendini hala - o bitmeyen korkuyla- kendisini hedef gösteren güçlüden yana konumlandırıyor. bu durumda davrananlar haksız da değiller korkmakta. korkunç geçmiş ortada işte - yüzleşmek için bekleniyor. aklıma travesti seyhan soylu (sisi)'nin kürt düşmanlığı ve bülent ersoy'un hrant dink arkasından ettiği rezil rüsva laflar geldi. bu sayede bu tip söylemlere sıcak bakan toplumun önemli bir kesiminin onayını aldılar birkaç dakikalığına ama hemen ardından onları alkışlayan kitle "top, dönme, ibne, pislik" vs. laflarına da devam etti. mesela bunlar gibilerinin nesine acıyacaksın?

konu hakkında resmi yayınlar dışında bir şey bilmeyenler için bu konunun içeriği sanıldığından daha vahimdir. bolca yayın var okursunuz eğer yüzleşmek isterseniz.

ama ırkçı olup da bunu bile bile reddedenlere bir hatırlatma : naziler de lgbtilerin kollarına "süslü ve yumuşak görünsünler diye" pembe üçgen şeklinde aksesuarlar takıp sonrasında fırınlamak için "tehcir" etmişti. bir de hitler'in rakibi olan ernst röhm vardır. kendisi gay veya biseksüeldir. ırkçı yalakalığı onu kurtaramamıştır. ve bu tehcir de "inkar" edilmişti ve hala bazı kimseler tarafından inkara devam ediliyor o ülkede. yakında sıra size gelirse ağlamayın.

10 nisan 2020 sokağa çıkma yasağı

gazetelerde -yandaş olmayanlar- fotolar düşmeye başladı. çok ilginç görüntüler. sanki sokağa çıkma yasağı başlayınca salgın başlayacak gibi anlamış bir kesim. bu durumda 12 nisan 24:00 sonrası da sokaklara bir hücum beklenebilir. dikkatli olmak gerekli.

https://www.gazeteduvar.com.tr/gundem/20...

tahinli pide

kimse kızmasın darılmasın. mutlaka her şehirde güzel yapılıyordur ama bursa'da yapılır en iyisi. şehrin tarihi çarşısında minik ve sevimli fırınlarda görürsünüz.

ancak sanki bu başlık altında bahsedilen tahinli çörek gibi geldi bana. kat kat, lifli gibi görüneni tahinli çörektir. o da şahanedir ama tahinli pide akli dengenizi yerinden oynatacak bir "şey"dir.*

tahinli pide, tombik hamurun ortasında erimeye yakın tahin ve sanırım içinde azıcık da pekmez karışımı olan eşsiz bir lezzettir. fırından alındığında bir de uyarırlar "aman dikkat çok sıcak" diye. insanın başı dönüyor, fena oluyor. ağır tahrik unsuru gibi bir durum.

büyük boyunu ben bitiremiyorum. küçük boylarından 1 tanesi ise tek başına yetiyor. kahvaltılarda arada sırada olmak kaydıyla götürülmesi şart.

ayrıca şunlar da yazılmış.
(bkz:tahinli)
(bkz:düz duvara tırmandıran tahinli pide)

edit: evde yapılanlar elbette sınıflandırma dışıdır. onlardaki lezzetin yanına yaklaşılmaz.

18 eylül 2022 büyük aile buluşması

cüppeli, çarşaflı cihatçı tiplerin yanında laik kesimden de faşistlerin destek verdiği ve başta yeni şafak olmak üzere aşırı sağcı yayın kuruluşlarının açıkça propagandasını yaptığı tehlikeli miting.

mitingin en önemli propagandisti lgbtye resmen savaş açmış durumda olan yeni şafak gazetesinden ersin çelik.
bu adamın twitter hesabında hemen hemen her saat lgbt karşıtı tweet mesajı görülmekte. son zamanlarda köşe yazılarının neredeyse tamamı bu konuda. trump, putin gibi aşırı sağcı liderlere de övgüler yağdırıp, onları örnek gösteriyor lgbt düşmanlığı konusunda.
https://twitter.com/ersinceliq?ref_src=t...

ikinici isim milat gazetesinden özlem doğan isimli ırkçı ve cihatçı bir kadın. lgbtye karşı tüm dünya ayaklanmalı gibisinden mesajlar atıp, açıkça lgbtleri hedef gösteren birisi. kendisine katılmayan muhafazakarlara bile hakaretler yağdırıp hedef gösteriyor. son zamanlarda iktidar ile birlikte uçak gezilerine katıldığı da söyleniyor. avrupa'da hem lgbt hem de islam düşmanı olan aşırı sağcı gruplarının lgbt bayrağının üzerinde tepinmelerini içeren video paylaştı bugün. lgbt bayrağı üzerinde yürüyorlar diye heyecanla paylaştığı ve aslında müslümanlara da düşmanı olan kişilerin hazırladığı video:
https://twitter.com/ozlemdogan_/status/1...


şefika nur çiftçi isimli bir başka fanatik dinci kadın daha var. ersin çelik ile birlikte hazırladığı ve lgbtleri "hasta" olarak gösteren ve youtube'da haklı olarak nefret içerikli bulunmasından dolayı yasaklanan videonun baş sorumlusu.

https://twitter.com/sefikaaanur

gelelim bu mitingi destekleyen dinci / cihatçı olmayan tayfaya.

çalıştığı her üniversiteden kovulan, hayatı boyunca dönekliği ve ahlaksızlığı ile meşhur, liberal geçinen homofobik ve kadın düşmanı aşırı sağcı faşist atilla yayla denen artık yaşı iyice ilerlemiş profesörümsü yazar.

kendisi yukarıda bahsettiğim ersin çelik'in hemen hemen tüm yazılarını son zamanlarda paylaşmış, gülşen gibi sanatçıların lgbt bayrağını açması karşısında kudurmuş bir şekilde mesajlar atmıştır. daha önce bir programda eşcinsellikten kuş kadar beyni ile bahsederken ağzından kaçırdığı "kadınlaşma sorunu" lafı ile kadın düşmanlığını da ortaya saçan bu iktidar yalakası aşırı sağcı adam en son "homoseksüelliğin açmazları" başlıklı cehalet abidesi rezil kepaze bir yazı yazdı ve eşcinselleri asalak olarak niteledi. bu yazı kendilerini çok özgürlükçü olarak satan liberal düşünce topluluğuna bağlı bir dergide yayınlandı. kendisi bu gösteriyi en başından beri açıkça destekliyor ve davet mesajlarına katılıyor. daha önceleri de özellikle lgbt haklarının gündem olduğu dönemlerde trans bireyleri aşağılayan, eşcinselliğin sapıklık ve hastalık olduğunun altını çizen iğrenç mesajlar atmıştır. lgbt karşıtlığının tavan yapması ile de bu fırsatı kullanarak kendi hesabında hiç durmadan bu tip yazıları paylaşmaktadır. .

kendisini tanıyanların anlattığına göre bir zamanlar popüler olmak için eşcinsel haklarına destek verirken, o grupların kendisi gibilerinden çok haklı olarak uzak durması sonucu gerçek yüzünü gösterip düşük kapasitesi ile yazdığı yazısı burada.
https://hurfikirler.com/homoseksuelligin...

twitter hesabında ise sürekli olarak lgbt düşmanlığı içeren paylaşımlar görülebiliyor veya o sitelere beğeni atıyor.
https://twitter.com/atilla_yayla


daha önce istanbul sözleşmesine de karşı çıkan cumhuriyet kadınları derneği başkanı ağır homofobik ve kadın hakları düşmanı * * tülin oygür: bu tehlikeri mitinge destek olmak amacı ile attığı tweet şu şekilde:
"çocuklarımızı, kadınımızı, aile yapımızı ve sonuçta bağımsız türkiye cumhuriyeti’ni yeniden ayağa kaldırma mücadelemizi hedef alan lgbt saldırısına karşı fikirde birlik ve mücadele platformunun düzenlediği büyük aile buluşmasında yerimizi alacağız.
bu oyunu milletçe bozacağız!"

https://twitter.com/Drtulinoygur/status/...

atilla yaylanın da retweet ettiği aynı faşist kadından başka bir tweet.
"lgbt’nin insanlığı tehdit eden gerçek yüzünü anlatma mücadelesi içindeyiz. bu mücadele siyasi eğilimlerin veya dünya görüşünün çok dışındadır.
milletçe kenetlenerek #lgbtdayatması nı def edeceğiz"
https://twitter.com/Drtulinoygur/status/...


meltem ayvalı (homofobik doğu perinçek'in vatan partisi genel başkan yardımcısı)
"lgbti dayatmasına dur diyen herkesi büyük aile buluşması'na davet ediyoruz.

çocuklarımızı istismardan, gençliği yozlaşmadan, kadını değersizleşmekten kurtarmak için hep birlikte orada olacağız.
aileye sahip çıkacağız, mutlu yarınları kuracağız.
haydi anne babalar, mücadeleye!

https://twitter.com/MeltemAyvali/status/...

sürekli din değiştiren tuğçe kazaz daha önce başka bir miting ile bu işi gündeme getirmişti onu da unutmayalım.

https://www.takvim.com.tr/magazin/2022/0...


ek: bu tehlikeli mitingi düzenleyen fikirde birlik ve mücadele platformu'nun linkini eklemeyi unutmuşum. kafayı lgbt ile bozmuş ersin çelik ve ekibi başı çekmekte burada. yeni şafak'ın çıldırmış bir şekilde paylaşım yaptığı tanıtım videosu da burada. videoda bu tehlikeli mitingi açıkça destekleyen oyuncular, gazeteciler isim isim yer alıyor. bunun dışında devleti temsil eden kurumların başındakilerinin, çeşitli cihatçıların yanında laik kesimden de destekçilerin de miting ile ilgili videoları/haberleri da burada.
https://twitter.com/Fikirde_Birlik

bülent ersoy

zenginin malı züğürdün çenesini yorar derler ama muazzam boyutlardaki mirasını diyanet vakfı ve türk eğitim vakfına* bırakacağını açıklamış olması bir ara konuşulmuştu. bir dönemler "rakibi" olan zeki müren de mirasını eşcinsellere en çok ayrımcılık yapan kurumlara bırakacağını açıklamıştı. bu durum kimine göre "kabullenememe sendromu"nun tipik örneklerinden biridir. bir de ölümlerinden sonrasını bile garanti almaya çalışmak gibi bir durum olarak da düşünülebilir.*

istediğini yapar elbet, kendi mirası ama o kadar da büyütülecek bir karakter değildir lgbti dünyasında. zeki müren gibi o da eğlendirdi insanları bolca, orası kesin. her ikisi de iyi yaşadı, bol kazandı ve herkes gibi işlerine ne gelirse onu yaptı.

miras haberi:
http://bianet.org/bianet/toplum/160722-b...

kendisi hakkında yaptığı komik bir filmden "manidar" bir delirme sahne gelsin.*

ahmet kaya

ahmet kaya kendisinin de parçası olduğu linç kültürünün kurbanı olmuştur. kürtçe klip çekmek üzerine yaptığı bir konuşması sonrasındaki utanç verici görüntüler çoğumuzun hafızasındadır. orada kendisini o dönemlerde propaganda aracı olarak kullanılan bir marşı okuyarak olayları tetiklediği iddia edilen serdar ortaç'ın durumuna daha da dikkatle bakmak gereklidir diye düşünüyorum.

takip edenler bilir. yakın zamanda serdar ortaç'ın ahmet kaya ile 1995 yılından kalma bir programda halay çektiği görüntüler yayılmıştı. o programda başka neler olmuştu peki? karabiberim isimli şarkısı ile ismini duyuran serdar ortaç o programda sessiz bir şekilde otururken ahmet kaya ona bakarak "şarap gibi oğlan" (veya şarap gibi çocuk) şeklinde pis pis sırıtarak konuşmuştu. serdar ortaç'ın cevap veremeden oturduğu yerde sinirden gülme sahnesi de aklımda. sonrasında radikal gazetesinde ahmet kaya'nın oğlancılık kültürü ile ilişkisinden de bahseden bir yazı da yer almıştı. keşke bu görüntüler ve yazı da ortalara çıksa.

şimdi iki olaya bakalım. ilkinde arkasına her türlü meşrulaştırılmış ve onay gören devasa bir homofobik kültürü alıp karşısındaki ötekiyi (ahmet kaya'nın deyimi ve serdar ortaçı gördüğü şekliyle her türlü aşağılamaya rağmen sesini çıkartamayacak bir ibneyi) kendi programında eğlence malzemesi yapıp köşeye sıkıştıran ahmet kaya var. yıllar sonra serdar ortaç da toplumun hemen her kesiminde meşrulaşmış milliyetçi, ayrımcı, ırkçı bir söylemi ve marşı okuduğu salondaki kuduz kitleyi de arkasına alarak kürtçeden bahseden ötekiyi (kendi gördüğü şekliyle sistem tarafından etnik kimliği lanetlenmiş ve sesini daha fazla çıkartmayacak potansiyel bir suçluyu) kendi eğlencesi olan malum marş ile köşeye sıkıştırıyor. ahmet kaya'nın demokrat olarak kendini sunması ve serdar ortaç'ın da yaptığı açıklamalar ile kimine göre homofobik olması tüm bu süreci daha da absürdleştiriyor. sonuçta ahmet kaya sürgünde hayatını kaybediyor. ancak bu ülkede farklı etnik kimliklere yönelik linç kültürü, ırkçılık son hızla devam ediyor. serdar ortaç ise ilk başlarda farklı kadın mankenlerle görüntüler verip akabinde düzenli olarak evliliği hakkında bilgi vermek zorunda kalıyor; konserlerinde ona da çatal fırlatılmaya başlanıyor; "ahmet abi"si hakkında olumlu açıklamalar yapmak zorunda kalıyor ama ülkede homofobi ve ona bağlı olarak lgbtilere yönelik linç kültürü de tam gaz devam ediyor.

egemenlerin kurguladığı ve finanse ettiği eğlence sektörünün demirbaşları haline gelen ötekilerin trajedisi gibi de görülebilecek bu yaşananlardan alınacak çok ders olduğuna inanıyorum.

nasuh mahruki

boğazına kadar siyasete batmış, kibir kuklası, şovmen, faşist ve ırkçının tekidir. gezi olayları sırasında da kendi şovunu yaptığı provokatif fırsatçılığı hala akıllardadır. artık yaşlandığı ve önemini kaybettiği için iyiden iyiye ona buna bela okumaya başlamıştır. ülkedeki en azgın faşistlerle bir araya gelmekte sakınca görmemektedir. tarihin gördüğü en büyük katliamlardan birini inkar eden böyle birisinin hayat kurtarıcısı rolünü oynaması gülünçtür.

(bkz:ittihatçı nasuh)

gomidas vartaped

1869 kütahya doğumludur. doğduğu, yetiştiği topraklarda dile getirilmesi istenmeyen malum nedenden dolayı buradaki müzik camiasında bile fazla bilinmeyen dünyaca ünlü ermeni müzikolog, besteci, koro şefi ve şairdir. 1915'te yaşadıklarından sonra akli dengesini kaybetmiş ve sonrasında, 1935 yılında, paris'te bir psikiyatri kliniğinde hayata gözlerini yummuştur.

istanbul doğumlu piyanist şahan arzruni'nin yorumladığı, komitas'ın beste veya düzenlemelerini kapsayan hepsi birbirinden güzel eserleri içeren bir albüm ülkemizde yayınlanmıştır. merak edenler için o albümden shushiki...

içselleştirilmiş homofobi

gerçekleri yazınca sinirlenenlerin yorum yaptığı başlık.

yukarıdaki bisensual'e cevaben: hangi başlık altına alakasız şeyler yazmışım? senin alakasız, zırva ve şov yapmaya kalktığın başlıklarının altına mı? kendi yazdığın şeylerle benimkileri karıştırmışsındır. cehalet konusunda seninle yarışamam orası doğru. sen kendini sözlüğe "şirin" göstermeye devam et. ne olduğun belli.*

nasuh mahruki

boğazına kadar siyasete batmış, kibir kuklası, şovmen, faşist ve ırkçının tekidir. gezi olayları sırasında da kendi şovunu yaptığı provokatif fırsatçılığı hala akıllardadır. artık yaşlandığı ve önemini kaybettiği için iyiden iyiye ona buna bela okumaya başlamıştır. ülkedeki en azgın faşistlerle bir araya gelmekte sakınca görmemektedir. tarihin gördüğü en büyük katliamlardan birini inkar eden böyle birisinin hayat kurtarıcısı rolünü oynaması gülünçtür.

(bkz:ittihatçı nasuh)

pufidik

çok teşekkürler. hoş buldum. hepinize selamlar.

lgbti temalı filmler

(bkz:twist)

2003 yılından kanada menşeili bir film. oliver twist isimli romanın yeniden anlatımı üzerine kuruludur. nick stahl başroldedir ve depresif bir filmdir. youtube'dan izlenebilmektedir. https://www.imdb.com/title/tt0339827/

(bkz:kinky boots) bu da 2005 yılından. chiwetel ejiofor'ın performansı başarılıdır. oldukça komik sahneleri vardır. https://www.imdb.com/title/tt0434124/?re...

kuran olmasaydı ne olurdu

homofobinin tek kaynağı ne islam ne de diğer dinler. ali erbaşa veya bu tip söylemlere destek verenler arasında dünya kadar kemalist, liberal, atatürkçü kadın, solcu, islamı kabul etmeyen türkçüler vs. var. hepsi sosyal medyada gerçek hesaplarıyla atıp tutmakta.

edit: başlığı açan yazar entrysini silmiş.